Okurlarınızın Hoşlanmayacağı 5 Şey: Kötü Bir İçeriğin Anatomisi

Okuyucuların hoşlanmadığı içeriklerin sahip olduğu beş özelliğe değindiğimiz bu yazıda, daha iyi içerik yazmanın yollarına dair tüyolarımız da bulunuyor.


Artık dijital dünyada satış yaptıran ve müşteri kazandıran en önemli kaynaklarından birinin içerik pazarlaması olduğunu biliyoruz. Hedef kitle ve marka arasındaki iletişimi sağlamlaştırarak daha samimi bir ilişki sağlayabilen içerik paylaşımları, aynı zamanda yeni müşteri çekme konusunda da markanın önemli yardımcılarından biridir. Pratik, kolay üretilebilir, daha ucuz ve hızlı sonuçlar veren bir strateji olmasının yanında, marka imajını güçlendirmede ve sadık müşteri kitlesi oluşturmaya yardımcıdır. Başarılı online içerikler, markanın görünürlüğünü artırır ve markanın hedef kitlesi ile marka arasındaki güveni artırır.

Elbette her üretilen içerik bu sonuçları vermeyebilir. İyi bir içerik yazmak için zamana ihtiyaç vardır. Profesyonel ellerden çıkmayan kötü içeriklerin marka imajına hiçbir katkısı olmayacağı gibi, beklenmedik zararları da olabilir. Öyleyse hızlıca kötü içeriği oluşturan öğelerle başlayalım. Okuyucu neyi sever, neyi sevmez? İşte okurların nefret ettiği kötü içeriğin 5 bileşeni.

Ağır ve Sıkıcı Dil Kullanımı

Ne yazık ki yeni yazarların tökezlediği noktalardan birisi okuru boğan bir dil kullanmak. Okuyucu içeriğinizi okumaya başladığı ilk birkaç saniyede içeriği hızlıca kendi kafasında puanlar ve okunup okunmayacağına tam da bu süre aralığında karar verir. Ağır bir dil, markanın nasıl bir müşteri profili olduğuna bağlı olmaksızın, neredeyse her kitle için sıkıcı gelecektir. Okuyucuyu bir anda çok fazla bilgi ve anlaşılması zor cümlelerle boğarsanız, içeriğiniz okunmayacaktır.

Resmi ya da samimi dil kullanımı elbette markanızın sosyal medyada nasıl yer aldığıyla ve hedef kitlenin ne beklediğiyle ilgilidir. Konu ve yazım dilinizi seçerken öncelikli olarak dikkat etmeniz gereken nokta budur. Örneğin, anne - çocuk ürünleri satan bir markanın hedef kitlesi ağırlıklı olarak ebeveynler olacağından bir ebeveyn gibi düşünmeniz ve onlara hitap edecek bir dilde yazmanız, marka ile hedef kitle arasında organik bir bağ kurmaya yardımcı olacaktır. Markanızı iyi tanıyın. Hedef kitleyi ve beklentileri iyi inceleyin. Bunlar sizi kötü içerik kuyusundan çıkaracaktır.

İlgi Çekmeyen Başlık

Maalesef ki akıcı dille yazılmış olması bir içeriğin okunacağı anlamına gelmez. Başlık okuyucunun içeriğinize tıklamasını sağlayacak başlıca unsurdur. Eğer başlığınız konunuzun birkaç kelimelik bir özeti değilse, okuyucunun ilgisini kaybedersiniz. Kötü bir başlığın peşinden gelen içerik, çoğumuzun ilgisini çekmeyecektir.

Eğer iyi başlık bulmakta zorlanıyorsanız önce içeriği yazmayı deneyin. İçeriği yazdığınızda siz de konuya tamamen hâkim olacak ve daha yaratıcı bir başlık bulabileceksiniz. Yazarken aynı zamanda kendi editörünüz de olmanız gerektiğini unutmayın. İçeriğinizi gerekirse birkaç defa okuyarak en uygun başlığı daha kolay bulabileceğinize emin olun. Ancak bu başlık meselesine çok uzun süre kafa yorup, içerik oluşturacağınız zamandan da çalmayın. Muhtemelen konuya yeterince hakim olduğunuzda ilk seçtiğiniz başlık en iyi seçenek olacaktır.

Amatör veya Yetersiz İçerik

Okurların amatörce yazılmış, alelade bilgilerden oluşan içeriklere tahammülü yok. Kaliteli içerikler yazmak için, uzmanı ya da aşinası olduğunuz konular hakkında yazın. Eğer böyle bir seçeneğiniz yoksa, derin bir araştırma yapın yazacağınız konuda. Ürün tanıtımı mı yazacaksınız? Ürünü benzerlerinden ayıran özellikleri yazarken rakiplerini de inceleyin. Rakiplerin marka ve ürünlerini kötülemek zorunda değilsiniz; hatta bundan kaçınmalısınız. Bu araştırmayı ürünü kendinize satmak için yapacaksınız. Böylece yazacağınız tanıtım klişelerden uzak ve daha samimi olacak; amatör bir katalog tanıtımı yerine, müşteriyle marka arasında köprü oluşturan bir hikayeye dönüşecek.

Bu noktada düşmemeniz gereken hata ise okuyucuyu ansiklopedik bilgilere boğmaktır. Üretilen içerik uzman ellerden çıkmış gibi görünsün derken sıkıcılığın tuzağına düşmemelisiniz.

Çok Kısa veya Çok Uzun

İstatistikler, internette 1500-2000 kelime aralığındaki blog ve makalelerin daha fazla tıklandığını gösteriyor. En nihayetinde bu metinleri üretmemizin, marka - kitle iletişimi dışında, tek bir amacı var: Sitemize trafik çekmek istiyoruz. Okunmak ve de ziyaretçilerin sitede kalma süresini uzatmak istiyoruz. Arama motorlarının önem verdiği faktörlerden biri de bu. Doğru anahtar kelime analizi ve doğru SEO teknikleriyle trafiği artırmak çok kolay.

Öyleyse uzmanlık gerektiren konular hakkında 2000 kelime barajına sadık kalmalıyız. Tabii metni uzatmak isterken kendini tekrar eden paragraf ve anlatımlardan kaçınmakta yarar var. Bu noktaya dikkat ederken, basit bir konu hakkında paragraflarca yazma hatasına düşmemek de gerekir. Teknoloji tarihi hakkında yazacağınız bir metinle, doğa dostu bir çamaşır makinesi hakkında yazacağınız tanıtım yazısı aynı uzunluğa sahip olmayacaktır.

Yanlış Görsel Kullanımı

Görsel kullanımı bir içeriğin ilgi çekmesini sağladığı gibi beyaz bir sayfada satırlarca devam eden ve okuyucu ilk bakışta korkutacak bir metnin albenisini de artıracak küçük bir hiledir. Paragraflar ya da başlıklar arasında kullandığınız etkili bir görsel hem okuyucuya soluk alacağı alan bırakacak, hem de ilgisini metinde tutacaktır.  

Görsel seçimi yaparken konunuza sadık kalmalı, klişe ve çok kullanılan stok fotoğraflardan da uzak durmalısınız. Pazarlama veya iş dünyası üzerine yazılan bir makaleyi el sıkışan insanlar veya beyaz tahta önünde sunum yapan insanlar dışında ifade edebilecek görseller yok mudur sizce?

Peki Okuyucu Neyi Sever?

Nelerin okuyucuları bloglarınızdan ve sitelerinizden uzaklaştırdığı hakkında uzun uzun konuştuk. Şimdi ziyaretçilerin metinlerinizde görmek istediklerinden biraz bahsedelim ve iyi içeriğin sahip olduğu temel özellikleri özetleyelim.

-İlgi çekici bir başlığı olan,

-Akıcı ve hedef kitleye uygun dile sahip

-İyi araştırılmış ve ustaca yazılmış,

-Yeterli uzunlukta ve SEO prensiplerine uygun,

-İlgi çekici görsellere sahip.

Bu beş temel özelliğe dikkat edip kötü içeriğin hatalarına düşmeden üreteceğiniz her içeriğin sizi ve daha da önemlisi markayı başarıya ulaştıracağını unutmayın. Yazılan her iyi içerik daha fazla trafik, daha fazla yeni ziyaretçi ve daha fazla sadık müşteri anlamına gelirken, kötü içerikler oluşturmak markanız için bir seçenek bile olmamalı.