7 Ana Maddede Blogunuzda Yaptığınız Büyük Hatalar

Web tabanlı bilgi paylaşım mecraları olan blogların günümüzde bu kadar önemli bir yere gelmesinin birçok haklı sebebi var. Peki, bu denli önemli bir mecrayı doğru yönetmek adına neler yapmak gerekiyor?


Diğer meziyetlerinin yanında üstün bir öngörüye sahip olduğundan endişe edemeyeceğimiz Bill Gates, 3 Ocak 1996 yılında yazdığı makalesinde “İçerik kraldır.” dedi.

“İçerik Kraldır.” cümlesinin üzerinden 23 yıl geçti. İçeriğin insanlara ulaşmasını sağlayan platformların başında gelen bloglarda her gün milyonlarca bilgi paylaşılıyor, milyonlarca insan bunları okuyor, görüyor ya da izliyor. İnsanlar tecrübelerini, bilgilerini, kültürlerini; kurumlar ürünlerini, firmalarının özelliklerini, amaçlarını paylaşıyorlar ve geri bildirim alıyorlar.

Bill Gates, bugünkü sosyal medyayı ve 2 milyara yakın web sitesi ve blogu tahmin edebilmiş miydi bilemiyoruz ama herkesin aktif katılımcı olarak rol aldığı bir pazarlama dünyasında, bir “içerik krallığında” yaşıyor gibi olduğumuz kesin.

İçerik Krallığının Toprak Sahipleri - Bloglar:

Web tabanlı bilgi paylaşım mecraları olan blogların günümüzde bu kadar önemli bir yere gelmesinin birçok haklı sebebi var. Bir blog nelere kadir? Kısaca bir göz atalım:

  • Blog, insanlara faydalanabilecekleri bilgiler vererek onlarda güven ve bağlılık duygusu oluşturur.

  • Firma, grup ya da kişinin otoritesini sağlamlaştırır.

  • Potansiyel müşteriler yaratır. Bloga sahip bir firma bloğu olmayan bir firmaya göre %67 oranında daha fazla potansiyel müşteriye ulaşır.

  • Blog, firmanın ya da kişinin tanıtımını yapar.

  • Web sitelerine trafik sağlar.

  • İnteraktif iletişim aracılığıyla hedef kitlenin daha iyi anlaşılmasına ve kampanya, ürün ve fikirlerin test edilmesine yardımcı olur.

  • Hedef kitleye haber/mesaj ulaştırma şansı verir.

  • Potansiyel müşterilere ön satış yapma olanağı tanır.

  • Ziyaretçileri aksiyon almaya yönlendirir.

  • Bilinirliğin artmasını, hedef kitleye direkt ulaşımı ve network oluşumunu sağlar.

Bir blog tüm bunları ve hatta çok daha fazlasını sağlar ama aşağıdaki hatalara sahip olan bloglar faydadan çok zarar dahi getirebilirler.

Bir Blogda Yapabileceğiniz En büyük Hatalar

1) Strateji Hataları

Stratejisi olmayan blog: En büyük strateji hatanız, blogunuzun belli bir stratejisinin olmamasıdır. Blogunuzu oluştururken; amacınızı, içinde yer alacağınız pazarı, hedef kitlenizi biliyor olmalısınız. İster kişisel blogunuz, ister grup, ister kurum blogunuz olsun, temel stratejinize yani bu uzun yolculuktaki rotanıza karar verip kararlarınızı yazılı hale getirmelisiniz.

Her şeyden bahseden, herkese ulaşmaya çalışan blog: Bisiklet tamiri üzerine hazırlanacak iyi bir A blogu hızlıca tanınabilecek ve Google’da yükselebilecekken; yemek tarifleri, karikatürler, kıyafet önerileri, haberler, vb. sunmaya çalışan bir B blogunun kendisine hedef kitle saptaması, amacını belirlemesi çok daha zor olacaktır. B blogu, çok farklı bir yaratımı yoksa, karman çorman bloglar mezarlığındaki yerini kısa sürede alır. Fakat, bu her şeyden bahseden B blogu, örneğin “bankacıların sayfası” başlıklı bir blogsa ve sadece bankacıların kıyafetlerinden, güldükleri karikatürlerden, vb. bahsediyorsa, hedef kitlesini küçültmüş, yine niş bir alan yaratmayı başarmış, yani başarılı olma oranını arttırmıştır.

2) Yapısal Hatalar

Karmaşık, Okunamayan, Kafa Karıştırıcı Blog: Karışık, küçük puntolu, kategori başlıkları anlamsız olan blogların başarıya ulaşma şansı yoktur. Kimse bir bloga girip önce nasıl okuyacağını çözmek istemez. Bloga gelen misafiri blogun kendisi, hiç yormadan dolaştırabilmelidir. Blogunuzun şekli – görünüşü net ve kullanıcı dostu olmalıdır, kafa karıştırmamalıdır.

Yavaş Yüklenen ve Mobil Uyumlu Olmayan Blog: Hız, teknoloji çağının ilk akla gelen özelliği. Kimsenin vakti yok. Bir web sayfasını ziyaret eden okuyucuların %50’si 3 saniyede yüklenmeyen siteyi terk ediyor. Blogunuz, gelen her ziyaretçiyi kazanmak için kesinlikle hızlı yüklenmeli.

Bir blog için mobil uyumluluk da çok önemli. Özellikle Google’ın “Mobile First Indexing” algoritmasını tanıtımından sonra bu konu daha da önem kazandı. Artık büyük çoğunluk, blog ve sitelere telefonlarından giriyor. Blogunuzun mobil performansı en az bilgisayar ekranındaki performansı kadar mükemmel olmalı, aslında daha bile iyi olmalı.

Hakkımızda/Hakkımda ve İletişim Sayfası Bulunmayan Blog: İster kişisel ister profesyonel blog olsun, blogun sahibi ile ilgili bilgi mutlaka blogda yer almalı. Tabii, firmaya, kuruma, gruba ya da kişiye nasıl, hangi yollarla ulaşılabileceğinin bilgisi de mutlaka verilmeli.

Web Sitesine Bağlı Olmayan Kurumsal Blog: Kurumsal bloglar için blog sayfası web sitesi içinde, siteye bağlı bir sayfa olarak hazırlanırsa arama motoru optimizasyonu açısından çok görünür, algılanır olacaktır.

3) İçerik Hataları

İçerik hataları bölümünde dikkat edilecek çok unsur var: Yapabileceğiniz ve blogunuzu başarısızlığa yöneltecek birçok hata. Kısaca hepsinin üzerinden geçmek gerekir:

Sadece üründen bahsetmek, satışçı ağzıyla yazmak, eğitici, fayda sağlayıcı olmamak: Tüm bunlar size olan güveni sarsacak, samimiyetsiz algılanmanıza sebep olacaktır.

Blog yazılarınızı; plansız, programsız, seyrek yayınlamak: Blog hazırlama ve yayınlama zamanlamasında tutarsız olmanız, hem Google’ın hoşuna gitmeyecek hem de takipçilerinizin bloğunuzu ziyaret ettiklerinde elleri boş dönmelerine ve daha çalışkan ve tutarlı bir blog bulup sizi aldatmalarına yol açacaktır.

Sıkıcı, renksiz, görselsiz yazılar: Uzun, sıkıcı, görselle okuyucuyu kendine bağlayamamış, ilgi çekmeyen yazılar, adları üzerinde “ilgi çekmez”.

Tek tip içerik: Bu tam bir hata olmasa da blogunuzda sadece metinlere değil; infografik, video gibi farklı içerik türlerine de yer vererek blogunuzu renklendirmek daha çok kişiye ulaşmanızı sağlayacaktır.

Nitelikten çok niceliğe önem vermek: “Günde 3-4 blog yazısı iyidir.” inanışı okunmamanız ile sonuçlanır. Sırf paylaşmak adına paylaşılacak, kalitede açısından zayıf içerikleri kesinlike yayınlamamalısınız.

Başlık seçimini önemsememek, sansasyonel başlığa sahip içi boş içerik üretmek: Başlığınız konunuzla birebir alakalı olmalıdır. Dikkat çekici başlık, yazıda ilk göze çarpan, yazının okunması kararını aldıran öğedir. Bunun bilincinde olup saçma ama dikkat çekici başlıklar kullananlar sonunda okuyucuyu bıktırırlar. Çok kısa vadeli kar, uzun vadede büyük imaj kaybına dönüşür.

Hedef kitlenin diline uygun yazmamak: Hedef kitleniz profesörle ise daha profesyonel ve olgun bir dil ile yazılmış yazıları okumak isteyebilirler. Hedef kitleniz gençlerse çok daha özgür ve dinamik bir dil kullanılabilir.

Eylem çağrısı olmayan içerik: Yazınızın genellikle sonunda bulunan eylem çağrıları ile okuyucuyu bir aksiyonda bulunmaya davet edersiniz. ( Üye olun, haber bültenine kaydolun, benzen içerik için tıklayın, siz de görüşlerinizi dile getirin, vb.). Eylem çağrınız yoksa karşılıklı iletişim kurma/etkileşim alma şansınız da yok demektir.

Bir de kendiniz ile ilgili hatalar var: Kendi deneyim ve uzmanlığınızdan örnekler vermekten kaçınmak, bir tarz oluşturamamak, çok komik ya da zeki görünmeye çalışmak için çok zorlamak, gereğinden büyük sözler vermek ve yerine getirememek ve en önemlisi sevmeden yazmak.

4) İletişim Hataları

E-mail listesi olmayan blog: E-mail listeleri sayesinde okuyucu yeniliklerden sürekli haberdar edilir, blog ile ilişkisinin kopmaması sağlanır. Yeni içerikler, ürünler, olaylar bu sayede tanıtılır. Böyle bir listeye sahip olmamak büyük bir hatadır.

Yorumlara cevap vermemek: Her yoruma cevap vermeniz gerekir. Sert yorumlara dahi sinirlenmeden, açıklayıcı cevaplar vermelisiniz. Bir sorunun çözümüne olan yaklaşım bazen okuyucuya sorunu unutturur ve onu bloga daha çok bağlar.

Hedef kitleyi anlamamak: Ancak hedef kitlenizin yerine kendiniz koyup düşünerek, onların ilgi ve ihtiyaçlarını öğrenmiş olarak iyi içerikler ortaya çıkarabilirsiniz.

5) SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) Hataları

Yanlış anahtar kelimeleri seçmek, içerikte anahtar kelimeyi aşırı fazla kullanmak: İçerikleriniz için doğru anahtar kelimeleri bulabilmeli, yazınızda onlara yeteri kadar yer vermelisiniz. Çok fazla anahtar kelime kullanmaya çalışmak itici ve yapay olacaktır. Doğru anahtar kelimeleri seçebilmek için Google Trends, Google Keyword Planner, MOZ ve SEMrush gibi uygulama ve programları kullanabilirsiniz.

Resimleri etiketlememek: Google, blogunuzda kullandığınız görselleri de indeksliyor yani Google aramalarında resimleriniz sayesinde okuyucular sizin blogunuza yönlenebilirler.

İçeriğin anahtar kelimeyle ilgili olmaması, başlıkta bilgi verecek gibi yapıp bilgiyi vermemek: Yalnız bir anahtar kelimenin size büyük oranda yükseliş getireceğine inandığınız için anlamsız bir içerik oluşturmak, dileğinizin tam aksinin gerçekleşmesine yol açar. Başlıkta vereceğinizi belirttiğiniz bilgiyi vermemek de imajınızın yok olmasıyla, bir daha bilgi almak için blogunuza uğranmamasıyla sonuçlanır.

En çok trafik alan, her daim değerli kalan içeriklerinizi güncelleyip yeniden yayınlamamak: Bu yazılarınız çok değerli. Gündeme, tarihe, gelişmelere göre güncelleyip yine okuyucuların faydasına sunmalısınız. Daha çok yem ve sevgi sizi tavuk kralı yapacakken altın yumurtlayan tavuklarınızı neden kesesiniz ki?

Orijinal olmayan içeriğin yayınlanması: İçeriğinizi oluştururken birçok kaynaktan yararlanmanız doğal bir durumken, kaynak içeriğini olduğu gibi kopyala yapıştır yapmak emek hırsızlığıdır. Yazınızda kaynağını belirterek alıntı yapmanız ise yazınızı ve blogunuzu okuyucu gözünde güçlendirir.

Meta tanımlamalarını yapmamak: Meta tanımlaması, arama motoru sonuç sayfasında görüntülenen, içeriğinizin özet tanımını yapan açıklamalardır. Okuyucuyu, blogunuza gelmeye ikna edecek olan bu yazılar anahtar kelimeyi içermeli ve özenli hazırlanmalıdırlar.

Kalitesiz linklere referans vermek, kendi blogunuzda ziyaretçiyi dolaştırıp durmak: Referans vereceğiniz link sahibi web sitesinin güvenilirliğinden emin olmalısınız. Ziyaretçinin blogunuzdan ayrılmaması için iç linklerle onu oradan oraya savurmak ziyaretçiyi kızdıracak, bir daha blogunuzu ziyaret etmemesine yol açacaktır.

Blog yazılarını optimize etmemek hatta bazı gereksiz içeriklerle vedalaşamamak: Tüm SEO uzmanlarının son zamanlarda sürekli belirttiği konu bu: “içeriklerinizi optimize edin”. Size hiç trafik getirmeyen içeriklerden kurtulun, iyi trafik getirenleri yeniden yapılandırın, güncelleştirin, bilgi ekleyin, gereksiz bilgileri çıkartın.

6) Tanıtım Hataları

Blogunuzu tanıtmamak: Harika blog içerikleriniz olsa da bunları sosyal platformlarda paylaşmadığınız, e-mail ile tanıtımını yapmadığınız sürece çok az kişiye ulaşabilirsiniz. Tanıtım için de bir planınız ve paylaşım tablonuz/takviminiz olmalı. Blogunuzun hedef kitlesini baz alarak en verimli olabilecek paylaşım saatlerini öğrenmelisiniz.

Sosyal medyada tanıdığınız popüler isimleri kullanmamak: Popüler isimler derken çok yoğun takipçi sayılı “influencer”lardan (grupları etkileyen popüler kişi) bahsetmiyoruz. Kendi çevrenizdeki güçlü etkileşimler kurabilen, takipçi sayıları göreceli olarak yüksek olan kişilerin içeriklerinizi paylaşmasını sağlamanız çok önemli.

7) Analiz ve Takip Hataları

Analizlerinizi yapmamak, analiz sonuçlarına göre eylem planı oluşturmamak: Yayınladığınız içeriklerinizin hangi özelliklere sahip gruplar tarafından okunduğunu, bu kişilerin nasıl blogunuza ulaştığını, kaç kişinin sitenizi ziyaret ettiğini, sitenizde ne kadar kaldığını, hangi sayfadan girip hangi sayfayı en son ziyaret ettiğini ve daha birçok önemli bilgiyi Google Analytics ve birçok farklı program, site ve uygulamadan edinebilirsiniz. Bu bilgileri, yeni kararlar almak için kullanmalısınız.

Başarılı blog hazırlamak gördüğünüz gibi oldukça kolay; blogunuzu başarıya ulaştırmak için biraz çaba, tutarlılık ve doğru stratejilerle ilerlemek gerekiyor. Özenle, dikkatle ve bilinçli davranarak bu çabaya değecek sonuçları alıyorsunuz.

Peki siz başka ne tür hatalarla karşılaşıyorsunuz? Blogunuzu geliştirmek adına neler yapıyorsunuz? Yaptığınız ve akabinde düzelttiğiniz hatalarınız neler? Blog başarısı adına edindiğiniz bilgileri bizlerle paylaşmayı unutmayın.

Sağlıklı günlerde; muhteşem içeriklerde buluşmak dileğiyle!